29 Ocak 2011 Cumartesi

feminist politikanın son sayısı çıktı

Feminist Politika 9.sayida neler var?

Novamed grevini hatırlamak / Feryal Saygılıgil * Torba Yasa Tasarısı kadınları değil aileyi gözetiyor! *Kadınlar kadınlarla dayanışmada / Necla Akgökçe* “Erkeklerden Alacaklıyız” kampanyası sürüyor… * Ey duhul, orada kadın var mı? / Hasbiye Günaçtı *Cinsel görünümlü şiddet alanında feminist yöntem arayışı / Cinsel Şiddete Karşı Kadın Platformu * Söyleşi: Dayanışmaya... / Funda Ekin * Tacize dair… / Derya Turna * Feminist bir bakıştan milliyetçilik ve heteroseksizm / Nükhet Sirman * Sînorên Zimanê me, Sînorên Cîhana me / Dilimizin sınırları, dünyamızın sınırları / Handan Çağlayan * KESK’i olağanüstü kongreye götüren süreç

Feminizmin politik öznesinde kimler var? / Gülnur Acar Savran *  İyi ki feministiz / Ayşe Düzkan * Bilinç yükseltme hâlâ gerekli mi? / Stella Ovadia * Örgütlenme: Nereden nereye? / Filiz Karakuş * Nerde devlet, nerde bu feministler!.. / Aksu Bora * Teori ve politika birlikteliğinde feminizm / Özlem Kaya * Dayanışma merkezi deneyimleri / Ülfet Taylı * Feminizmin hukukla ‘imtihanı’ / Meriç Eyüboğlu * Yuvarlak Masa: Bir ihtimal daha var: Kadın dayanışması * Sınır tanımayan feminizm üzerine / Ece Kocabıçak * Patriyarkayla ‘esastan’ mücadele / Hülya Osmanağaoğlu * Birlikte düşünmek için / Candan Yıldız

TÜSİAD’la neden görüşmüyoruz? * Bellek: Kadınlar Halk Fırkası / Yasemin Köken * Kadın dayanışması, başörtülü “bayanlar” ve anti-feminizm / Selin Çağatay * Sen kötü olmak zorundasın Karolin! / Burcu Şentürk * Nasıl feminist oldum? / Deniz Gökçe * Evli barklı kadın /  Dilek Şentürk * Nuryoldaş’a mektuplar - 1 (intiharım politiktir)/Gülhan Davarcı * “Normal”: Ne korkunç bir kelime / Ceylan Sezin * Türkiye’den haberler * Dünyadan haberler * Bugünlerde projeciler neler yapıyor? / Çağla Diner * Nü Kolektif’in yorumuyla Sürüne Sürüne Erkek Olmak / Nacide Berber * Vanessa ve Virginia / Tuğba Özcan * Öykü: Kürtaj / Meryem Fehime Oruç * Hiç Şaşırmadık!

Sosyalist Feminist Kolektif
sosyalistfeministkolektif@gmail.com
www.sosyalistfeministkolektif.org
Adres. Tel sok. No.20/3 Beyoğlu-İstanbul
Tel:0212 243 49 93

arya'nın müzikli kutuları

 aryamu gündüz uykularından birine daha doymuştur. mahmurluğunu atmaya çalışmaktadır. gerinir, kolları bir o yana, bir bu yana açılır.hemen bir müzikli kutularından birinin anahtarı çevrilir ve aryamu'ya re-günaydın öpücükleri verilir, birikmiş ballar toplanır. o sırada kutudan gelen müziği duyan aryamu gülücükler atar, bacaklarını havaya kaldırır, selin'in yanağına dokunur. hızınını alamayan selin, aryamu'yu ham ham yapar.
geçen hafta fark ettim ki aryamu'nun dönencesinden sonra diğer favorisi müzikli teneke kutular. tıpkı anne ve babası gibi o da bu kutuları seviyor. gerçi anne ve babası müzikli müziksiz tüm dekoratif teneke kutulara bayılır.evde sayısı henüz bilinmeyen teneke kutular gün gelecek arya'nın oyuncakları olacak.

26 Ocak 2011 Çarşamba

düzensizlik düzenim olsun

düzenli olma, evdeki her şeyin yerinde olması bir takıntı durumu. itiraf ediyorum ben öyle bir kadınım. düzen hastasıyım. dağınıklık ruhumu sıkıyor. boşveremiyorum. ama çok yoruluyorum. topla topla bitmiyor. her şey toplanıyor, katlanıyor. kütüphaneden bir şeyler ararken bakıyorum kategorize ettiğim kitaplar bozulmuş, öffleyerek eski haline getiriyorum. buna bir son vermeli. bırak dağınık kalsın demeli.kağıtlar düzenli olacak, dosyaların etiketleri takılmış olacak, ajandalar yıllarına göre arşivlenecek cek de cek.. arya'lı hayatla birlikte bu takıntı tarih olmalı. büyüyecek her şeyi dökecek yerlere, şimdiden alışmalıyım. bu akşam hiç bir şeyi toplamayacağım. bakalım ne kadar bunalacağım. denemeli..

21 Ocak 2011 Cuma

metalaştırılmaya çalışılan su!

doğu karadenizliyim ben.
deniz ve dereler benim çocukluk hatıralarımın başrol oyuncularıdır. hala da her yaz gider, hırçın karadeniz'in serin sularına kendimi bırakırım, yoksa koca yaz denize girmemiş gibi hissederim.ayağımı soktuğumda, ayağımı ve bileğimi donduran suyunu hatırlarım hep o minik derenin. macera diye bir yerlerimizi yırttığımız ilk gençlik yıllarımızda, arkadaşlarmız ile yazın yaptığımız "camel trophy" lerde coşkuyla akan derenin muzo'nun terliğini kapıp götürmesi aklıma gelir, tebessümle hatırlarım o yılları. 90'lı yılların ortalarında bilemezdik ki bir gün gelecek de derelerimize göz dikecekler, üzerlerinde ipotek kurmaya çalışacaklar. hiç aklımıza gelmezdi. memleket bizim için su demekti, yağmur demekti, bulut demekti. hepsi insanlığın ve doğanındı ve biz gül gibi yaşayıp gidiyorduk yüz yıllardan beri. neoliberal politika ne demekti duymamıştık, bilmezdik. metaşlatırma ne demekti hiç haberimiz yoktu. kapital okuyan bir abla vardı o zamanlar plajda, okumuştur meta analizlerini, ama biz anlamazdık pek. insanların ve doğanın suya erişiminin izin ve icazete bağlanacağı günler gelecek deseler haçan sen aklini peynür ekmekle mi yedün daa? derdik, güler geçerdik. ama oldu, o günler geldi. 2000'li yılların başından itibaren suyun metalaşması yönünde ciddi adımlar atıldı. plajda kapital okuyan abla bile şaşırmıştır, belki şu an mücadele edenler arasındadır. çünkü zaman direniş zamanıdır. sularımıza, derelerimize, fındığımıza, çayımıza sahip çıkma zamanıdır. çok basit! su hayattır ve s-a-t-ı-l-a-m-a-z! suyu su olmaktan çıkaranlara karşı örgütlü bir şekilde karşı durmalıyız. suyun ticarileştirilmesine hayır platformu canla başla suyu su olmaktan çıkaranlara karşı duruyor, sermayeyi kollayanlarla mücadele ediyor. ama karşımızda doymak bilmeyen, her şeyi ipotek altına almaya çalışan neoliberal politikalar var. o yüzden daha kalabalık, daha örgütlü olmayız. ayrıca meraklılarına gaye yılmaz'ın suyun metalaşması adlı kitabını öneririm,sav eylül 2009. oldukça iyi hazırlanmış bir çalışma.

suyun metalaşması en çok kadınları vuracak


20 Ocak 2011 Perşembe

kullandığımız kozmetikler ne kadar güvenli?

geçtiğimiz pazar sevgili seda bana bir siteden bahsetti. minik kızı için kullandığı pişik kremi, nemlendirici losyon ya da soğuktan cildini korumak için satın aldığı kremlerin güvenirliğini denetlediğini ve çıkan sonucun hoşuna gitmediğini söyledi. bağımsız olduğu söylenen çevre çalışma grubu tarafından, binlerce ürün hakkında bilgi depolanmış.araştırmak istediğiniz ürünün adını yazıyorsunuz ve ürünün tehlike derecesinin aralıklarını size veriyor. bu mesele hakikaten önemli. hamileliğimden bu güne kadar kullanmasam da hamilelik
öncesi kullandığım ürünleri akşam eve gidince önüme aldım ve teker teker araştırdım. sonuçlar pek iç açıcı değil. zararlı olduğu söylenen bir sürü minik kutuya yüklüce para veriyoruz üstelik.daha önemlisi de çocuklarımızın poposuna defalarca  pişik kremleri sürüyoruz. acaba ne kadar güvenliler? araştırmanızı tavsiye ederim.

19 Ocak 2011 Çarşamba

ninni uydurma çalışmaları bölüm I

anne olunca anladığım şeylerden biri de ninni mefhumunun ne kadar önemli bir şey olduğu. ve benim ninni işinden hiç anlamadığım. çocuğu olan arkadaşlarıma dikkat ediyorum, repertuarlarında epey ninni var yoksa da iki dakikada uyduruveriyorlar. ooh bebekler bir rehavete kavuşuyor, gözler kayıyor, mışıldatmaya çabuk geçiliyor. ben de bir iki ninni söyleyeyim dedim. her söylemeye başladığımda arya'nın mevcut uykusunun kaçtığını, gözlerini fal taşı gibi açıp yüzüme dikkatli baktığını fark ettim. bunda bir gariplik var derken ♥f  ninnilerimin pek bir marştan bozma olduğunu söyleyince ayıldım. hakikaten devrimci marşların ezgilerini arya'lı cümlelerle bezeyerek sözüm ona ninnileştiriyormuşum. e tabii olmuyor, arya yemiyor.
sonra ninni işini pek bir ciddiye alarak araştırmaya başladım. evde ninni ile ilgili herhangi bir kitap bulamadım. çocukluk hafızamda da anneannemin uydurduğu ninnilerden eser kalmamış. e ben de ulu bilge gugıla sordum; dedim önce ninni nedir bir öğreneyim, temelim sağlam olsun:P

"ninni, çocuğun uyumasının sağlanması ya da ağlamasının durması için, sade bir dille ve hece ölçüsüne göre ezgili olarak söylenen ezgili şiirlerdir. söyleyeni belli olmayan bu ürünler dörtlüklerden ve nakarat bölümlerinden oluşur. özel bir beste ile söylenir. bu sözler annenin o andaki ruh durumunu yansıtır."
neymiş:
  • bir adet dörtlük ve nakarat bulmalıyım,
  • özel bir bestesi olmalı,
  • ve o andaki ruh halime uygun olmalı ama hah işte mesele bu benim o andaki ruh halimi duruma uydurmak. yumuşak ve duygulu bir hale bürünmesi gerekiyor bu ruhun, miting ruhuna değil! * önemli nokta! 
-- bir de neden sadece annenin ruh durumu? babalar ninni söylemiyor mu ey cinsiyetçi tanım?   
amy robbins'in sitesi gayet güzel. ninnilerin faydalarından bahsederken; iletişim, gelişim ve yatıştırmak olmak üzere üç noktaya dikkat çekiyor. ninnilerin numuneleri de sitede mevcut. 


arya'da uyku belirtileri baş gösterince hah dedim sıcağı sıcağına uygulamaya geç bakalım. dörtlük ve nakarat bulamadım, bir ezgi buldum veri tabanımdan, güfte olmayınca napayım lololoya başvurdum. koridorda atılan 5-6 turdan sonra şıppadak uyudu. sonuç mu bkz foto..

bostandan kovulan dananın başrolde olduğu dandini dastanadan başka başka ninnileri hafızama yerleştirmeliyim. youtubedan ninni bestesi aşırıp, arya için sözler yazacağım.bakalım ne çıkacak..
tamam söz yumuşak, duygulu..  

bugün 19 ocak




dört sene oldu, hala adalet yok.
on beş celse geçti, hala müzekkerelere cevap yok.
katledileceği bilgi olarak pek çok kişiye geçmiş ama hala bilgimiz yoktu diyorlar.
faşizme inat,
kardeşimsin
hrant..